Ticari işletme rehinini düzenleyen 1447 sayılı Ticari İşletme Rehini Kanunu (“TİRK”) 01.01.2017 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılarak, 20.10.2016 tarihinde kabul edilen ve 28.10.2016 tarihinde 29871 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Ticari İşlemlerde Taşınır Rehini Kanunu’nun (“TİTRK”) 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda ticari işletme rehini kurumunda önemli değişiklikler kabul edilmiştir.
 
TİTRK kapsamında kabul edilen en önemli değişikliklerden biri ticari işletme rehini sözleşmesinin taraflarına ilişkin düzenlemedir. Bilindiği üzere, TİRK kapsamında, ticari işletme rehini sözleşmesine taraf olabilecekler sayılmış ve bunun dışındakilerin ticari işletme rehini sözleşmesi akdedemeyecekleri kabul edilmiştir. Buna göre, “Ticari işletme rehini sözleşmesi, tüzel kişiliği haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müesseseleri, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliği haiz müesseseler ve kooperatifler ile ticari işletmenin maliki bulunan gerçek ve tüzel kişiler arasında yapılır” (TİRK md. 2).
 
Buna karşın, TİTRK kapsamında kabul edilen değişiklik ile ticari işletme rehini sözleşmesinin “kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında veya tacir ve/veya esnaflar arasında” yapılabileceği belirtilmiştir (TİTRK md. 3). Devamla, rehin sözleşmesinin elektronik ortamda da düzenlenebileceği ve yazılı veya elektronik ortamda düzenlenen rehin sözleşmelerinin sicile tescili ile geçerlilik kazanacağı kabul edilmiştir (TİTRK md. 4).
 
TİTRK kapsamında kabul edilen bir diğer değişiklik ticari işletme rehininin kapsamıyla ilgilidir. TİRK hükümleri çerçevesinde ticari işletme rehininin “ticaret unvanı ve işletme adı; rehinin tescili anında mevcut ve işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, alet ve motorlu nakil araçları; ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai haklar” unsurlarını kapsayabileceği düzenlenmiştir (TİRK md. 3).
 
Buna karşın, TİTRK hükümlerine göre; ticari işletme rehini “alacaklar; çok yıllık ürün veren ağaçlar; fikri ve sınai mülkiyete konu haklar; hammadde; hayvan; her türlü kazanç ve iratlar; başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar; kira gelirleri; kiracılık hakkı; makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı; sarf malzemesi; stoklar; tarımsal ürün; ticaret unvanı ve/veya işletme adı; ticari işletme veya esnaf işletmesi; ticari plaka ve ticari hat; ticari proje; vagon” üzerinde kurulabilir (TİTRK md. 5).
 
Borçlunun borcunu yerine getirmediği takdirde alacaklının izleyebileceği yol TİRK kapsamında rehinin paraya çevrilmesi olarak kabul edilmiştir (TİRK md. 14). Ancak, TİTRK bu noktada önemli bir değişiklik yoluna gitmiştir. Öncelikle, ticari işletme rehinine ilişkin olarak derece sistemini kabul etmiştir. TİTRK 10. Maddesine göre; rehinin sağladığı güvence, tescilde belirtilen rehin tutarı ve derecesi ile sınırlıdır. Rehin, sırada kendisinden önce gelecek olanın miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki derecede de kurulabilir. Rehin sözleşmesinde sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye geçme hakkı verilebilir. Aynı taşınır varlık üzerinde derece sırası belirtilmeksizin birden fazla rehin hakkı tesis edilmesi hâlinde alacaklıların öncelik hakkı, rehnin kurulma anına göre belirlenir. Derece belirtilmesi hâlinde ise derece sırası esas alınır.
 
Bu doğrultuda, borçlunun borcunu ödememesi halinde izlenebilecek yollarda da değişikliğe gidilmiş ve lex commissoria yasağına da bir istisna getirilmiştir. TİTRK 14. Maddesine göre; alacaklı birinci derece ise icra dairesinden rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini talep edebilir, alacağını 5411 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren varlık yönetim şirketlerine devredebilir veya zilyetliğin devrine konu olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabilir. Bu yollara başvurulmasına rağmen hala alacak tahsil edilememişse, alacaklı ayrıca genel hükümler çerçevesinde takip yoluna gidebilir.
 
Ticari işletme rehinine aykırı eylemlerin cezalandırılmasına ilişkin olarak da önemli değişiklikler kabul edilmiştir. Bilindiği üzere; TİRK 12. Maddesi şu şekildedir; “Ticari işletme sahibi işletmesini veya rehine dâhil münferit unsurları alacaklının muvafakati olmaksızın başkalarıyla değiştirir veya temlik, ayni bir hakla takyit veya alacaklıyı ızrar kastıyla tahrip veya imha ederse bu yüzden alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen alacaklının şikâyeti üzerine uğranılan zararın miktarı nazara alınmak suretiyle bir yıldan beş yıla kadar hapis ve yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.”
 
Ancak yeni TİTRK kapsamında ise, hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin hüküm kaldırılarak; “rehinli varlığı bu Kanunun hilafına kullanması, borcu ödememesi hâlinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi, rehinli varlığı alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha etmesi, rehinli taşınır varlığın devri ile alacağın devrini Sicile tescil ettirmemesi, sicili yanıltmaya yönelik fiillerde bulunması hâllerinde alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen rehin alacaklılarının şikâyeti üzerine güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezası uygulanır” hükmedilmiştir. Bunlara ek olarak, borçlunun söz konusu eylemleri nedeniyle uğranılan zararlara ilişkin talep hakları saklı tutulmuştur.
 
TİTRK’nun 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş ve “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici 1. Maddesine göre; “TİTRK’nin yürürlüğe girdiği tarihte görülmekte olan dava ve takiplere uygulanmayacağı ve TİTRK’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce ticari işletme veya esnaf işletmeleri üzerinde tesis edilen rehin haklarına ilişkin ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği” hüküm altına alınmıştır.